Her yıl Kasım Mart ayları arasında ilaç piyasasında gizli bir skandal yaşanır:
Hayati öneme haiz birçok ithal ilaç piyasa da bulunmaz. Çünkü ithalatçı firmalar yeni yıla sıfır stokla girmeye çalışırlar. Stoklarında ne kadar az mal varsa o kadar az vergi öderler. Dolayısıyla yılsonunda yapacakları ithalatı Ocak ayından sonra yapmaya çalışırlar.
Haliyle bu durumda çoğu ithal ilaç veya ilaç hammaddesi önemli bir süre piyasa da bulunmaz.
Özellikle Kanser ve Kan Hastalıklarında kullanılan ilaçların tamamına yakını ithaldir. Ve bu tip hastaların bu dönemde tedavileri ciddi şekilde sekteye uğrar.
2009 yılının başlarında yakın bir dostuma “Anti D” dediğimiz, yeni doğan çocuklardaki kan uyuşmazlığında kullanılan bir ilaç lazım oldu. Bu gurupta piyasada en az 10 çeşit farklı marka ilaç olmasına rağmen tüm Türkiye`yi taratmamıza rağmen bir kutu ilaç bulamadık. Son çözüm olarak yurt dışından kaçak yollardan getirtebildik.
Hâlbuki hayati ilaçlarda ne olursa olsun, ithalatçı firmanın deposunda belli bir stokun altına düşülmemesi gerekir.
Bugün yasal olarak her eczanenin elinde mutlaka akrep ve yılan serumu bulunması gerekir ama gidin bakın; çoğu eczanenin ya elinde yoktur ya da kullanma süresi geçmiştir. Çünkü ithal gelen bu ilaçları ilaç depolarında bulmanız neredeyse imkânsızdır…
İlaç keyfi bir tüketim malzemesi değildir ve hayati öneme haiz bir maddedir. Bu öneminden dolayı piyasada bulunma şartları kişilerin keyfine bırakılmamalıdır. Bunu yapacak yegâne birim de Sağlık Bakanlığıdır.
Sağlık Bakanlığının, hayati öneme haiz ilaçların piyasada bulunabilirliğini ve kolay ulaşılabilirliğini sağlaması asli vazifesidir.
Dilerim Sağlık Bakanlığı bundan sonra bu konuda gerekli duyarlılığı gösterir…